MAKUL ŞÜPHENİN BULUNMAMASI
Baş v. Türkiye
B. No. 66448/17, 03/03/2020)
AİHM, Anayasa Mahkemesi’nin başvuranın mesajlaşma uygulaması ByLock’u kullanmasına atıf yaptığını gözlemlemiştir. İlgili delilin, başvuranın başlangıçtaki tutukluluğunun çok sonrasına kadar ileri sürülmemiş olduğu kaydedilmelidir. Anayasa Mahkemesi, başvuranın ilk tutuklanması kararından birkaç ay sonra elde edilen delilin, suçlanmış olduğu suçu işlemiş bulunduğuna dair makul şüphe için nasıl bir temel oluşturmuş olabileceğini açıklamamıştır. Bu itibarla, başvuranın ilk tutuklanması kararı anında onun bir suç işlediği hakkında makul şüphenin bulunmaması nedeniyle, Sözleşme’nin 5/1 maddisinin ihlalin söz konusu olduğuna hükmedilmiştir.
Emsal karar için buraya tıklayınız.
Baş v. Türkiye, B. No. 66448/17, 03/03/2020
Örneğin özgürlük hakkı gibi temel bir Sözleşme hakkına müdahaleyi gerektiren bir durumda ve suçlama olmaksızın tutuklamanın olası kötü etkileri gözetildiğinde (bkz. A. ve Diğerleri/Birleşik Krallık, yukarıda anılan, § 186); başvuranın böylesine uzun bir süre tutukluluğu hakkında karar veren mahkeme huzuruna çıkmamasının Sözleşme’nin 5/4 maddesindeki hakkın tam da özüne halel getirdiği ve bu duruşma yokluğunun yukarıda anlatıldığı bir durumda dâhi kamu güvenliğinin korunması için kesinlikle gerekli olduğunun söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. AİHM dolayısıyla, Anayasa Mahkemesinin başvuranın bu şikayetini incelerken ulaştığı sonucu kabul edememektedir (§ 230).
AİHM bu nedenle, başvuranın şahsen bir hâkim önüne çıkmamış bulunduğu sürenin uzunluğu dolayısıyla 5/4 maddesinin ihlalinin söz konusu olduğuna hükmetmiştir (§ 231).
Emsal karar için buraya tıklayınız.
ERDAL TERCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/15637)
Başvurucunun tutukluluk durumu, tutuklanmasına karar verildiği 20/7/2016 tarihinden itibaren duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda verilen kararlar ile devam ettirilmiştir. Başvurucunun bu süreçte tutukluluğa yönelik itirazlarını, tutuklanmasına dayanak olan delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine ve aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarını, tahliye taleplerini hâkim/mahkeme önünde sözlü olarak dile getirmesi mümkün olmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun tutukluluk durumunun yaklaşık yirmi bir ay boyunca duruşmasız olarak incelenmesi olağan dönemde "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkeleri ile bağdaşmamaktadır (Aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 341) (§231).
Emsal karar için buraya tıklayınız
Erişen ve diğerleri/Türkiye, B. No. 7067/06, 3/4/2012
2 ay 13 günlük sürede şüphelinin dinlenilmeden tutukluluğa ilişkin itirazlarının reddedilmesini Sözleşme'nin 5. maddesinin (4) numaralı fıkrasının ihlali olarak değerlendirmiştir (§§ 51-54).
Emsal karar için buraya tıklayınız.